İnternet çağında ebeveynlik yapmanın zorlukları ve tuzakları
İnternetin getirdiği hız ve imkanlardan oluşan bir hortumun içinde yavrularımızın bilmediğimiz dehlizlere doğru çekildiği hissi sanırım bu dönemde ebeveynlik yapan her anne babanın yaşadığı ortak bir his olsa gerek. Dijital ortam bizim zamanımızda olmayan birçok alt kültür yarattı. İnceller bu alt kültürün örneklerinden biri. Herhangi bir influencer’ın söylediği bir cümle, yıllardır bizim çocuklarımıza vermeye çalıştığımız değerlerin bir anda önüne geçebiliyor. Şiddet artık dijital oyunların ve çizgi filmlerin aşikâr veya subliminal mesajı haline geldi. Çocuklar ve gençler ödevlerini yapay zekaya yaptırıyor. Yeni neslin beklemeye sabrı yok; sürekli ekran kaydırarak bilgiyi ve ilgiyi hızla tüketiyorlar.
Çocukların bu durumu günümüz ebeveynlerinde nispeten sık gördüğümüz bir profil yarattı: İlgili, araştıran, çabalayan ama aynı zamanda kaygılı, kontrol etmeye yatkın ve hata yapmaktan aşırı korkan ebeveynler. Bu ebeveynler aslında yine internet çağının popüler terimlerinden biri olan FOMO’dan (Fear of Missing Out: olan biteni kaçırma korkusu) mustaripler. FOMO’nun ebeveynlikteki görülen şekli çocuğun hayatında olup biten her şeyi bilmek ve yönlendirmek istemek. Bu durum günlük psikoloji dilinde helikopter, buldozer, kar küreyici veya çim biçici ebeveyn gibi terimlerle tarif edilen bir ebeveyn tutumuna yol açtı. Çocuklarının hayatlarını her açıdan kontrol etmek isteyen, aşırı koruyucu-kollayıcı, mükemmeliyetçi, çocukların karşılaştığı veya karşılaşma olasılığı olan her türlü sorunu onun adına çözmeye çalışan ebeveynler için bu terimler kullanılıyor.
Buradaki en önemli problem çocuğunun önündeki belirsizlikleri kaldırmaya çalışan ebeveynin çocuğun deneyim alanını daraltması. Oysa insanoğlu deneyimleyerek öğrenir. Bu tarz ebeveynle büyüyen çocuklarda ileride kaygı bozuklukları ve özgüven sorunları ortaya çıkabilir, bireyleşmeleri gecikebilir, karar verme becerileri ve sorumluluk duyguları gelişmeyebilir. Hayatın ona getireceği zorluklar ve yaşatacağı olumsuz duygular karşısında antrenmansız kalırlar. Bu durum hayal kırıklıklarıyla baş etme, sabretme, sorun çözme ve duygu düzenleme gibi bir insanın hayatın zorluklarıyla baş etme konusunda en çok ihtiyacı olacak olan becerilerden yoksun bireyler olarak yetişmelerine neden olabilir.
