Ergenler neden gizemlidir?
Ebeveynler sıklıkla ergenlik çağındaki çocuklarının kendilerinden uzaklaşmasından, kendini odasına kapmasından ve eski yakın ilişkinin yerini soğuk ve mesafeli bir ilişki almasından şikâyet ederler. Ergenin bu gizemli hali birçok ebeveynin aklına “Acaba sakladığı bir şeyler mi var?” sorusunu getirir. Az önce bahsettiğim tarzda ebeveynlik yapma tutumunu benimsemiş biri için bu gizem kaygıyı ve kontrol ihtiyacını arttırır. Ebeveynin bu kontrolcü tutumu sıklıkla ergenin daha çok içine kapanmasına, daha gizemli hale gelmesine veya sert tepkilerle ebeveyni daha da itmesine neden olur. Ve bu dans gençle ebeveyni arasında sürer gider.
Bu işlevsiz dansa katılmamak için öncelikle “normal” bir ergenin gizemli hale gelmesindeki ihtiyacı anlamak gerekir. Ergen bu dönemde ilk kez kendini ebeveyninden ayrı bir birey olarak kurmaya çalışır. Bunun için ebeveynin bakışından, beklentisinden ve yönlendirmesinden bir miktar uzaklaşmaya ihtiyaç duyar. Bu uzaklaşma ebeveyni reddetmek demek değildir; kendine ait olanı belirlemek ve ayırt etmek içindir. Bu nedenle ergenin zaman zaman içine çekilmesi, bazı alanları kendine saklaması ve paylaşmaması çoğu zaman bir kopuştan çok kendi kimlik inşasının doğal bir parçasıdır. Bunu anlamayan veya buna izin vermeyen bir ebeveyn, baskıcı ve kontrolcü tutumunu arttırarak aslında hem bu inşayı engeller hem de ergenin tepkisel olarak kendini daha da geri çekmesine neden olabilir.
Bu gizemin bir diğer açıklaması ergenlik döneminde beyinde meydana gelen değişikliklerdir. Ergenlik dönemi beyinde sinaps denen sinir hücreleri arasındaki bağlantıların en yoğun olarak arttığı döneme denk gelir. Bu durumu kimlikteki inşanın beyindeki izdüşümü gibi düşünebilirsiniz. Bu inşa ergen beyninin özellikle duygularla, ödül arayışıyla ve sosyal değerlendirmelerle ilişkili bölgesi olan limbik sistemde en yoğun olarak gerçekleşir. Bu nedenle gençler bu dönemde duygularını daha yoğun olarak hissederler ve akran ilişkilerine daha duyarlı hale gelirler. Buna karşılık beynin dürtüleri kontrol eden, duyguları düzenleyen, iç ve dış dünyanın gerçeklerini tartıp mantıklı kararlar veren beyin bölgesi olan prefrontal korteksin inşası daha geç tamamlanır. Bu asenkron gelişim şu sonucu doğurur: ergen iç dünyasındaki duyguları ve dürtüleri yoğun olarak yaşar ama bu dünyayı dış dünya ile nasıl paylaşacağını, ne kadarını açacağını ya da nasıl ifade edeceğini bilemez, netleştiremez. Bu nedenle de ebeveynin güçlü ve tanımlayıcı bakışından biraz uzaklaşmak ister.
Bu nedenlerden dolayı ergenin zaman zaman içe çekilmesi ya da daha gizemli hale gelmesi her zaman bir kopuş değildir; henüz tam organize olmamış bir iç dünyanın kendine ait bir oda yaratma çabasıdır.
Ne zaman daha dikkatli olmalıyız?
Ebeveyn için en önemli konulardan biri, ergende normal olanla dikkat edilmesi gerekeni birbirinden ayırt etmektir. Her değişimi bir sorun olarak görmek ergeni gereksiz yere baskılamaya, doğal gelişim sürecini ketlemeye ve ergenin bireyleşmesini önlemeye yol açabilir. Fakat bazı değişimler doğal gitmeyen bir sürecin sinyali olabilir ve bu durumda ebeveynin gerekli önlemleri almaması hem ergen hem de çevresi açısından riskli durumların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Ergendeki bir davranışın normal mi norm dışı mı olduğuna karar vermek için önemli olan kriterlerden biri davranışın kendisinden çok, davranışın süresi, sıklığı, şiddeti ve ergenin işlevselliğini ne kadar etkilediğidir. Örneğin; bir gencin zaman zaman yalnız kalmak istemesi ve odasına kapanması normaldir. Fakat bu davranış uzun süre odadan çıkmamak, sosyal ilişkilerini ve okula gitmesini aksatmak gibi durumlara yol açıyorsa bu durum sağlıksız bir sürece işaret edebilir. Bir başka örnek daha verecek olursam; ergenlik döneminde duygusal dalgalanmalar normaldir ama genç sık sık, yoğun şiddette, kontrolsüz davranışlara yol açacak şekilde öfke patlamaları yaşıyorsa bu durum profesyonel bir yardımı gerektirebilir. Yani bir davranışın var olmasından çok hangi bağlamda ortaya çıktığına ve neye dönüştüğüne bakmak daha önemlidir.
Bir gençte özellikle şu belirtiler süreklilik kazanıyor ve gencin işlevselliğini etkiler düzeye geliyorsa mutlaka bir ruh sağlığı profesyoneliyle görüşmek gerekir:
Belirgin ve giderek artan içe kapanma
Yoğun ve kontrol etmekte zorlanılan öfke
Tehdit içeren söylemler veya şiddetle ilgili ifadeler
Okula, derslere ya da daha önce ilgi duyduğu alanlara belirgin ilgisizlik
Uyku ve iştah düzeninde ciddi değişiklikler
Riskli davranışlarda artış (kendine zarar verme, tehlikeli deneyimler arama vb.)
Kendine ya da başkalarına zarar verme düşüncelerinin ifade edilmesi
